2 Ocak 2011 Pazar

Bilinçaltı iletişim ve reklam

Bilinçaltı iletişim ve reklam

   ipek_halim@yahoo.com
Bu hafta bir kitaptan söz edeceğim. Ürkütücü, düşündürücü ve şaşırtıcı bir kitap. Kapakta siyah zemin üzerinde yazılardan oluşmuş bir kurukafa var. Ayrıca 18 yaşından küçüklerin okuması sakıncalı diyor!
Kitabın adı: Eşikaltı Büyücüleri.
Yazarı: Ahmet Şerif İzgören.

Elma Yayınevinin yayınladığı kitap iki baskı yapmış. 2006 ve 2009. Kitap kapakta da belirtildiği gibi dehşet, ölüm ve seks üçgeninde hazırlanan reklâm ve propagandalardan çarpıcı birçok örnekler sunuyor. Önce eşikaltını anlatıyor. Bu iletişim şeklinin çok da yeni olmadığını, konuyla ilgili birçok bilimsel araştırma ve makalenin olduğunu ancak yine de tüketici/izleyici tarafından çok da bilinmediğini nedense gizli, saklı bir konu olara kaldığını vurguluyor. Eşiklatı iletişimde bilinç mesajı/sloganı/reklâmı fark etmiyor. Sadece bilinçaltı görüyor. Kısacası, kişi farkında olmadan girdiye yanıt veriyor. İzgören’in açıklamasına göre beyin gün içinde karşılaştığı binlerce mesajı hızla unutur. Üç tür mesajı: dehşet, seks ve ölümü unutmaz ve bunlar bilinçaltına yerleşir. Bilinçaltı da doğası gereği buna hayır diyemez. Bu mesajları reklâmda kullanmak pek de kolay değildir. Yani ölen insanlar, kanlar, yaralar veya seksi açıkça reklâmın içine dâhil etmek pek zordur. Ancak görüyoruz ki bu tür imgeleri kullanırsanız o reklâm bilinçaltına yerleşir öğrenilir ve hatırlanır. Bir başka deyişle, üretici firma ve reklâmcı kendileri açısından etkili bir iletişim kurumuş olurlar. Tabii etik olmadığı şüphesiz. Yasal olup olmadığı da tartışılır. Birçok tanınmış markaların reklam örnekleriyle dolu olan kitap, incelediği çoğu reklamı karelere bölüp bazı noktaları rahatça görebilmemiz için büyütmüş. İzgören, bu araştırmasında, özellikle, sigara, alkollü içki, parfüm ve araba reklâmlarına yer vermiş. Masum görünen birçok fotoğrafta, çıplak vücutlar, çeşitli şekillerde yazılmış “seks” sözcüğü, kafatası ve cinsel organ siluetleri olduğunu gösteriyor. Reklamlara büyüteç altında ve dikkatlice bakınca havuzun dalgaları arasında kurukafa şekiller oluştuğunu veya alev alev görünen fonda veya bardaktaki buz kalıplarının içinde çıplak vücut figürleri eklenmiş olduğunu fark ediyorsunuz.

İzgören direkt olarak bilinçaltına seslenen reklamların yanı sıra seks ve şiddetle özleştirilen reklamlara da bakmış. Hemen bir örnek vereyim, siyah beyaz bir votka reklamında yarı yatmış, denizkızı kıyafeti giymiş seksi bir kadın var. Kıyafet deriden ve önünde boydan boya bir fermuar var. Kadın gözlerinizin içine bakıyor. Altta da votka şişesi ve boş bir bardak.

Fondaki yazı “Açmak harika olmaz mı?” diyor. Burada neyi açacağınız pek belli değil! Ya da birini açan diğerini de açar gibi bir tavır var. Şişenin kapağını açan, fermuarı da açar..!!

Oldukça ilginç birçok örnekle dolu olan bu kitaptaki örneklere defalarca baktım. Bazlarındaki şekilleri hemen gördüm. Bazılarını yazarın yardımıyla fark ettim. Bazılarını hala seçemiyorum. Tüm reklâmların böyle olmadığını veya bilinçaltı iletişimin tüm üreticiler tarafından kullanılmadığını biliyorum. Ancak gittikçe de daha aç ve daha teknolojik bir reklâm dünyası ile karşı karşıyayız. Reklâm dünyasının daha güvenilir ve saygın olması için reklamı anlamak, tekrardan tanımlamak ve kurgulayabileceğimiz en etik, en bilgilendirici ve dürüst şekilde kullanmaya çalışmalıyız. Bu reklâmların tanıttıkları ürünler çok satmış olabilir ancak genelde bu çalışmalarla birlikte hem üretici hem de reklâm sektörü güven ve saygınlıklarını yitirmektedirler.

Alıcı/okuyucu/müşteri olarak, yazarın tabiriyle bu tarz büyücülüklerden haberdar olmak çok önemli. Ancak o zaman kendimizi koruyabiliriz. Ama söz konusu iletişim sadece semboller ve özdeştirmelerle sınırlı kalmıyor. Bilinçaltına da göndermeler yapıyor. Bundan nasıl korunabiliriz ki! Galiba en etkin korunma daha etik bir dünya için çalışmakta yatıyor. İyi
  Haber tarihi 19.09.2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder